
Moda denen bir kavram elbette var. Modacı var, modaya yön veren bir platform var. Bu başlık uzar da gider… Ancak bugün sizlerle tamamen kişisel görüşlerimi paylaşmak istediğim bir sohbet sunmak istiyorum.
Günümüzde “moda” kavramından çok fazla söz edilebilir mi, bilmiyorum. Ama “trend” kavramı üzerine uzun uzun konuşabiliriz. Bugünün giyimine yön veren şeyler; tasarımcılar, estetik değerler ya da kültürel zeminler değil, daha çok fenomenler, anlık ünlüler ve sosyal medya influencer’ları. Kullandıkları yanlış Türkçeyle, bol argo ve bol beğeniyle süslenmiş bir içerik dünyası, ne yazık ki gençlerin giyimine ve yaşam tarzlarına yön veriyor.
Anlık keyifler etrafında dönen bir trend algısı var artık. İnsanlar kendileri için mi giyiniyor, yoksa başkalarının beğenisi için mi? Bu sadece gençler için değil, toplumun çok büyük bir kısmı için geçerli hâle geldi.
Sektördeki 17. yılımda, hiçbir zaman herkesle aynı olmayı sevemedim. Moda ya da trend parçalar hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Her bireyin kendi stilini yaratabileceğine inandım. Varoluşunu kıyafetleriyle tamamlaması gerektiğini düşündüm ve bu yönde rehber olmayı tercih ettim.
Bir şey moda olduğu için onu insanlara dayatmadım, bunu asla misyon edinmedim. Her zaman farklı ürünlerin kombinasyonlarıyla insanların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri alternatifler sundum. Bugünün gençliği, hatta toplumun büyük bir kısmı, tıpkı elimizdeki telefonlarda hızla kaydırdığımız videolar gibi “kaydır-geç” bir yaşam tarzını benimsemiş durumda.
Moda da bu çerçevede bir kopyalama hâline geldi. Herkes birbirinin aynısı gibi giyiniyor, çünkü fenomenler öyle yapıyor. Sadece saç modelinden kıyafete değil, düşünce tarzına ve davranışlara kadar etki eden bir yönlendirme var. Bahsettiğim fenomenler, bilgiyle, akademik başarıyla, kariyerle değil; sadece aldığı beğenilerle “değerli” görünen, içi boş bir görünürlüğe sahip olanlar.
Elbette bu tablonun dışında kalan, değerli işler yapanlar da vardır. Fakat şu anda topluma yön veren kesimin büyük çoğunluğu bu şekilde.
Sonuç olarak, herkes birbirine benziyor. Herkes birbirinin aynısını yapıyor. Bu kalabalığın içinde farklı olanlar ise yıldız gibi parlıyor.
Yerine göre, vücut hatlarına göre, konuma uygun giyinmek aslında sessizce bir özgürlük vadediyor. Klişeleşmiş giyim anlayışının dışına çıkmak, insanın öznelliğini ortaya koymak için bir fırsattır.
Stil, insanın kendine ait olan farklılıklarıyla ortaya çıkar. Ben hiçbir zaman aynılaşmayı sevmedim, benimsemedim. Her zaman farklı kombinasyonlarla yüzlerce fark yaratılabilir. Çünkü insanlar farklıdır. Giyim tarzı ise bu farkı dışarıya yansıtan bir aynadır.
Giyinmek bir sanattır. Bir kapıdan içeri girdiğinizde sizinle ilgili oluşan ilk izlenim, ilk üç saniyede şekillenir. Ve bu algının neredeyse tamamı kıyafetinizle oluşur. Kıyafet dediğimiz şey; kimliğimizi, kariyer duruşumuzu, hayata bakış açımızı ve kişisel tarzımızı yansıtan bir araçtır.
Stil ve tarz ise başlı başına ayrı birer başlıktır. Bunları bir başka yazıda ele alacağız.
Bu hafta sizlerle “moda” ve “trend” üzerine genel düşüncelerimi paylaştım.
Konuş konuş bitmez…
Yepyeni konu başlıklarıyla tekrar buluşmak üzere,
Sevgiyle kalın.














