
Edison’un adını duymayan yoktur. Elektrik ampulünden gramofona kadar bine yakın buluşa imza atan bu büyük mucit, yükseköğrenim bile görmeden tarihe geçti. Kendi laboratuvarını kurdu, General Electric’i yarattı, hakkında kitaplar yazıldı, filmler çekildi.
Peki biz ne yapıyoruz? Kendi değerlerimizi tanımıyor, yaşatmıyor, unutturuyoruz.
Oysa bu toprakların da Edison’u vardı: Kamil Tolon.
1913 İstanbul doğumlu Tolon, 1937’de başladığı sanayi yolculuğunda Türkiye’nin ilk çamaşır ve bulaşık makinelerini, elektrik motorlarını, biçer döver ve dokuma tezgâhlarını üretmişti. Yani henüz Türkiye sanayileşmeyi konuşmazken o çoktan makineleri çalıştırıyordu.
Ancak ona ne devlet sahip çıktı, ne de sermaye. Evinde Başbakan Adnan Menderes’i ağırlamasına rağmen Sabancı’ya sunulan destekler kendisine verilmedi. 1969’da fabrikasını İzmir’e taşımak zorunda kaldı.
Ve sonunda, 2017 yılında, Bursa’nın göbeğinde yer alan o kıymetli fabrikası, projesini kendi çizdiği eviyle birlikte yıkıldı. Üstelik çatısında taşıdığı uçak kuyruğuyla bile simgesel bir değeri olan bu yapı, ne müze yapıldı ne korundu. Adı bir mühendislik fakültesine verilmedi. Hiç değilse sanayi müzesine dönüştürülebilirdi.
Oysa Kamil Tolon, yalnızca bir mucit değil, aynı zamanda Bursa’yı makine üretiminde öncü şehir haline getiren bir vizyonerdi. Onunla birlikte aynı dönemde yetişen Fahrettin Gülener, Ali Durmaz, M. Kemal Coşkunöz gibi nice yerli Edison’lar da Türkiye sanayisinin temel taşlarını döşedi.
Ama biz ne yaptık? Bu değerleri görmezden geldik. Sanayi devrimimizin öncüleri hâlâ yeterince tanıtılmıyor, genç kuşaklara örnek olarak sunulmuyor.
Batı, kendi kahramanlarını müze yapıyor. Bizse kendi değerlerimizi yıkıyoruz.
Soruyorum: Bu kültür düşmanlığımız daha ne kadar sürecek?
BURSA’NIN UNUTULAN EDISON’U: KAMİL TOLON
Ekrem Hayri Peker
Edison’un adını duymayan yoktur. Elektrik ampulünden gramofona kadar bine yakın buluşa imza atan bu büyük mucit, yükseköğrenim bile görmeden tarihe geçti. Kendi laboratuvarını kurdu, General Electric’i yarattı, hakkında kitaplar yazıldı, filmler çekildi.
Peki biz ne yapıyoruz? Kendi değerlerimizi tanımıyor, yaşatmıyor, unutturuyoruz.
Oysa bu toprakların da Edison’u vardı: Kamil Tolon.
1913 İstanbul doğumlu Tolon, 1937’de başladığı sanayi yolculuğunda Türkiye’nin ilk çamaşır ve bulaşık makinelerini, elektrik motorlarını, biçer döver ve dokuma tezgâhlarını üretmişti. Yani henüz Türkiye sanayileşmeyi konuşmazken o çoktan makineleri çalıştırıyordu.
Ancak ona ne devlet sahip çıktı, ne de sermaye. Evinde Başbakan Adnan Menderes’i ağırlamasına rağmen Sabancı’ya sunulan destekler kendisine verilmedi. 1969’da fabrikasını İzmir’e taşımak zorunda kaldı.
Ve sonunda, 2017 yılında, Bursa’nın göbeğinde yer alan o kıymetli fabrikası, projesini kendi çizdiği eviyle birlikte yıkıldı. Üstelik çatısında taşıdığı uçak kuyruğuyla bile simgesel bir değeri olan bu yapı, ne müze yapıldı ne korundu. Adı bir mühendislik fakültesine verilmedi. Hiç değilse sanayi müzesine dönüştürülebilirdi.
Oysa Kamil Tolon, yalnızca bir mucit değil, aynı zamanda Bursa’yı makine üretiminde öncü şehir haline getiren bir vizyonerdi. Onunla birlikte aynı dönemde yetişen Fahrettin Gülener, Ali Durmaz, M. Kemal Coşkunöz gibi nice yerli Edison’lar da Türkiye sanayisinin temel taşlarını döşedi.
Ama biz ne yaptık? Bu değerleri görmezden geldik. Sanayi devrimimizin öncüleri hâlâ yeterince tanıtılmıyor, genç kuşaklara örnek olarak sunulmuyor.
Batı, kendi kahramanlarını müze yapıyor. Bizse kendi değerlerimizi yıkıyoruz.
Soruyorum: Bu kültür düşmanlığımız daha ne kadar sürecek?
Saygılarımla;
Ekrem Hayri Peker














