
“Ben Türk’üm ve öyle kalacağım” diyen lider, vefatının 30. yılında unutulmuyor
Batı Trakya Türklerinin siyasi ve kültürel hakları için verdiği onurlu mücadeleyle hafızalara kazınan Dr. Sadık Ahmet, vefatının 30. yılında dualarla anılıyor.
7 Ocak 1947’de Gümülcine’ye bağlı Küçük Sirkeli köyünde doğan Sadık Ahmet, tıp eğitimini Türkiye ve Yunanistan’da tamamladıktan sonra Batı Trakya’da görev yapan ilk Türk cerrah olarak halkına hizmet verdi. Ancak onu asıl ölümsüz kılan, azınlık hakları konusunda verdiği mücadele oldu.
1985 yılında başlattığı imza kampanyasıyla Batı Trakya Türklerinin uluslararası arenada sesi olan Dr. Ahmet, “Türk” kimliğini savunduğu için Yunan yargısı tarafından hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme salonunda sarf ettiği “Türk olmak suçsa, ben bu suçu işledim ve hep işleyeceğim” sözleri bugün hâlâ dillerde.
1989 ve 1990 yıllarında bağımsız milletvekili seçilen Sadık Ahmet, 1991’de Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi’ni kurarak mücadelesini siyasi zeminde sürdürdü.
Ne yazık ki, 24 Temmuz 1995’te Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde, şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Ölümü, Batı Trakya’da ve Türkiye’de büyük üzüntüye yol açarken, “tesadüf mü, plan mı?” sorusunu da beraberinde getirdi.
Bugün Batı Trakya’da yaşayan Türkler için hâlâ bir umut ve cesaret sembolü olan Dr. Sadık Ahmet, anma programlarıyla yad ediliyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere pek çok kurumdan anma mesajları yayımlandı. Anma törenlerinde birlik ve kimlik vurgusu ön plana çıkıyor.
Sadık Ahmet, yalnızca bir doktor ya da siyasetçi değil; bir halkın kimliğini, özgürlüğünü ve onurunu haykıran tarihi bir figür olarak hatırlanmaya devam ediyor.














