
Türk tarım ve hayvancılığı, her zaman olduğu gibi bugün de bilgi sahibi, tecrübeli, hakkı hukuku gözeten ve sorumluluk duygusu yüksek kadrolara ihtiyaç duyuyor.
Son günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı’na dair çeşitli iddialar kamuoyuna yansıyor. Örneğin ESK Başkanı’nın Macaristan’da bir et şirketiyle ortaklığı olduğuna ilişkin haberler gündemde. Bu bilgilerin doğruluğu kesinleşmiş değil; ancak bu tür söylentiler sektörün zaten hassas olan yapısında kafa karışıklığına yol açıyor.
Oysa üreticimiz şap hastalığıyla mücadele ederken, hayvan kayıpları ve ekonomik sıkıntılar yaşarken, hem bakanlığın hem de ilgili tüm kurumların sahada daha görünür olması bekleniyor.
Liyakat meselesine gelince…
Tarım ve Orman Bakanlığı gibi stratejik bir kurumda görev alacak kişilerin alanında yetkin ve tecrübeli olması büyük önem taşıyor. Sahayı tanımadan, üreticinin günlük sorunlarını bilmeden politika üretmek ne yazık ki kalıcı çözümler getirmiyor.
Bu nedenle, gerçekten bu işin içinde yetişmiş, tarlayı, ahırı, üretim sürecini yakından bilen insanların karar mekanizmalarında yer alması gerektiğini düşünüyorum.
Önümüzdeki süreçte et ve süt fiyatlarının artış eğiliminde olacağı görülüyor. Bu nedenle ithalatı tek çözüm olarak görmek kalıcı bir fayda sağlamayacaktır. Sorunların kaynağına inmek, üreticiyi güçlendirmek ve sürdürülebilir politikalar geliştirmek çok daha doğru olacaktır.
Üreticilerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntılar ortadayken, borçların ertelenmesi ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi sektöre nefes aldırabilir. Tarım ve hayvancılık, sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda ülkenin gıda güvencesidir.
Dünya gıdaya yatırım yaparken, bizim de üreticimizi ayakta tutmamız geleceğimiz açısından son derece önemlidir.
Saygı ve sevgilerimle,
Tarkan Gani














